bu kantitatif bir yargı değil
üstelik bunun hipotezini çıkaracak
biri henüz aramızda dolanmıyor
bu çağın ve bu dünyanın burasına
geçmişin hayvansal yağlarına dair
içinizde çok da bilenen bir
uzmanı yok
sadece şöyle şeyler var
bir tavuğu yerken, çöp şiş tavuk bu
aklımda birden onun tavuk olma
ve bahçede gıdaklaması geliyor
bir başka zaman mutlu ya da
mutsuz olmamı ben de
andan bakarak okuyamadığım
zamanın büyüteci olarak
balık yerken mesela
aklıma birden onun suda
daha keyifli olacağı bilgisi geliyor
sonra başka bir gün
bir dürümü yerken mesela, et dürüm bu
onun inek ya da öküz olma
ve kırda bir yerde daha mutlu olabilir varsayımı
sanki birden möö der gibi bana bakıyor
bunların toplamı olarak
inceliyor duygularım
belki kelimeler belki satırlar
konuşmayan bu canlılar için
söz alarak, cümle kurmayı deniyorum
eksiliyor zaman, eksiliyor
midemin suyu
eksiliyor boşaltım sistemim
eksiliyor zaman
yaklaşıyorum hücreme
aşırı vitaminli olarak
ney benim toplamım
ve benden geriye bir başka
oluşun mümkünlüğü, nasıl, bilmiyorum
hayat bir yerlerde mutlaka aranıyordur
yargısı
en son bulguru yerken
dişlerimin arasında beliriyor.
18 Kasım 2024 Pazartesi
UZUN SÜRE AŞKI SOKAK LAMBASI SANMA- şiir
tavuk şiş yerken bulgurla yakınlaşma -şiir
zeynep karaca
tavuk şiş yerken bulgurla yakınlaşma
Fabrikanızın Keyfi Yerinde Mi şiir
online şiir mecrası grunge poetry'de yayınlanan şiirim
https://grungepoetry.com/2024/11/06/fabrikanizin-keyfi-yerinde-mi-zeynep-karaca/
FABRİKANIZIN KEYFİ YERİNDE Mİ
ben bir fabrikayım
gözlerim var kocaman ve kocaman gövdem
tıpkı bir canavar gibiyim
sürekli el yiyorum
fakir el çok seviyorum
haberi okuyalım
Gaziantep’te son 8 yılda
9 işçi elini kaybetti
fabrikanın girişindeki reklam pes dedirtti
el cerrahisiyle 7/24 yanınızdayız
iştahla yiyorum elleri
çarklar arasında sürekli dönen
metal tutmaktan nasırlaşmış elleri
işçiler çok aptal
az paraya veriyorlar bana bu elleri
düşündükçe ağlayasım gelmiyor
daha çok
daha fazla
daha büyük
yiyesim geliyor
çünkü ben GSMH’yım
çünkü ben dünyanın en büyük on yedinci ekonomisiyim
çünkü ben yüzde 4,5 büyümeyim
sürekli yiyesim geliyor
kol, bacak gövde ve en çok el
taşıyacağım bu ülkenin tabutunu
omzumda
bacam sürekli tütecek
silindirler arasından gülümseyeceğim
ağlasın kadınlar, çocuklar ve tüm işçiler
ben ihracat yapacağım
sormayın neden doymadığımı
sormayın hızımın nerede biteceğini
sormayın daha kaç can alacağımı
tütsün bacam
muasır medeniyetler olacağım
benden geriye
yarım eller, yarım dünya bırakacağım.
Hiçbir Şey Yerinde Değil film incelemesi
9 Ekim 2024 Çarşamba
Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner'in ardından
Korkuyoruz çünkü; ilişki yaşadığımız bir erkek tarafından sözlü, ve fiili şiddete uğramayacağımızın bir garantisi yok. Korkuyoruz çünkü; sokakta gezerken bir sarhoşun ya da madde bağımlısının saldırısına uğramayacağımızın garantisi yok. Korkuyoruz çünkü; bir kadın şehrin merkezinde kafası ve gövdesi paramparça edilerek öldürüldü.
Böyle bir dünyaya eşitliği getirmeye çalışmak belki de havanda su dövmeye benziyor. Ama yine de hayat uğruna mücadele etmeye değmiyor mu? Bizim sesimizin başka bir sesle birleşmesi ve kelebek etkisi yaratmayacağına olan inancımız tam.
Kadınlar olarak yalnız bırakılıyoruz, siyasiler bizimle değil, onların daha önemli sorunları var, vatan, millet, Sakarya gibi.
Yalnız bırakılıyoruz çünkü çevremizdeki erkekler bizimle değil, onların daha önemli işleri var kendi mevkilerini korumak gibi.
Buna rağmen güçlü ve umut doluyuz. Birlikte başaramayacağımız şeyler olmadığını biliyoruz.
Bizi bu hayata mahkum eden sistem, evlerden başlıyor. Bize terbiyeli olmak, kadına yakışır davranmak öğretiliyor. Mesela nedir kadına yakışır davranış. Yüksek sesle gülmemek, erkeklerle çok samimi olmamak ve ev işleriyle ilgilenmek. Ve daha birçok şey kadına yakışan davranış. Kadına yakışan davranışları; toplum belirlemiş durumda, din belirlemiş durumda, baba, abi belirlemiş durumda.
Benden kadın gibi davranmam bekleniyor yani daha ikinci sınıf, daha düşük bir bilinç daha aşağıda bir yer. Çok göz önünde olmama razı değil patriyarka; daha kıyıda köşede olursam her şey yerli yerinde olacak.
Mücadele hayatın her alanında sürüyor. İşte, okulda, evde, sokakta, partide, cemaatte, biz hiçbir zaman bir merkez değiliz. Merkez olan bir erkeğin yanında yancıyız. Burada ben diye seslendiğim kadın, bu coğrafyada yaşayan herkes adına birinci tekil şahıs.
Sonra kadınlar korkunç cinayetlerle can verdiğinde; ya taziye mesajlarıyla doluyor ortalık, ya da faili aklama denemeleriyle. Bazı erkeklerin kendilerini temize çıkarma açıklamalarını da unutmadan ekleyelim. Google’da kısa bir arama yaptığınızda, 2024’ün 278 gününde 288 kadın öldürülmüş. Evet görüldüğü gibi her gün bir kadın cinayeti işlenmiş.
Buna razı değiliz ve hiçbir zamanda rıza göstermek istemiyoruz. Rızamızın alınmadığı hiçbir yerde de olmak istemiyoruz. Kız çocuklarına sürekli rol biçen ve bir kalıba sokmaya çalışan kişi ve her kurum karşında, inatla bir arada kalma umuduyla.
Her gün aramızdan birinin eksildiğini var sayarsak da, korkumuzun ecelimize bir faydası yok. Öğretilmiş bir çaresizlik içinde yaşamımıza devam etmek istemiyoruz. Örülen korku duvarlarını aşmak ve kendimizi gerçekleştirmek istiyoruz.
Bütün kadınlar adına söylemek isterim ki; korksak da, birer birer eksilsek de, yaşamda sizi “rahatsız” etmeye devam edeceğiz.
8 Ağustos 2024 Perşembe
Şu baş örtüsü nelere kadir!
Bu sıralar Twitter’da hala X demeye alışamadım, en fazla etkileşim alan iki konu var. Biri 17 yaşındaki Elif Berra Gökkır’ın Paris Olimpiyatları’nda okçulukta çeyrek finale çıkması üzerine; bir kadının yazdığı yorum. Filiz Bağcı isimli bir kullanıcı Elif Berra’nın başarısı üzerine; “çocuk yaşta başı örtülü, ben yaptığına odaklanamıyorum, özgür olmayan bir kız çocuğu” yorumunu yaptı. Bunun üzerine, milyonlarca farklı mesleklerden başı örtülü kadınlar tweeti alıntılayarak cevap verdi.
Sahi bu baş
örtüsü; doktor olmaya, avukat olmaya, savcı olmaya, sporcu olmaya, hakim olmaya
engel mi? Sahi biri baş örtülü olduğu için, doğru kararı veremez mi, bir başarı
elde edemez mi?
Bunlara 28
Şubat süreci boyunca çok denk geldik. Yıllar, yıllar geçti hala bu zihniyetin
uzantılarıyla uğraşıyoruz. Çağdaş kadın mini etek giyen başı açık kadın mı?
Baş
örtülüler olarak bunlardan çok çekmedik mi? Artık baş örtülü ve başarılı kadınlara
toplum hazır değil mi? Başörtülü doktor, başörtülü mühendis, başörtülü sporcu.
Bunlar hayal mi olmalı.
Evet baş
örtüsü bir simge hem dini anlamda hem de politik anlamda; biri başını kapatıyorsa
otomatik olarak onun bazı hassasiyetleri olduğunu var sayıyoruz. Demek ki;
dindar, demek ki bazı hassasiyetleri var diyoruz. Peki baş örtülü ama seküler
olamaz mı bu kadınlar? Hala anneannelerinden kalma; temizlikçi, hizmetli gibi mesleklerde mi çalışmalı baş örtülü
kadınlar.
Bir diğer
konu baş örtülü olup; seküler olamaz mı? İnançlı ama seküler teamülleri olamaz
mı? İllaki dindar olmak zorunda mı? Baş örtüsü üzerinden kadına biçilen rol
neden hep, bir alana sıkışmak oluyor. Kadın baş örtülü olduğu için neden hem
sekülerlerin hem dindarların alanlarında sıkışıp kalmalı. Baş örtülü bir kadın
hayatıyla ilgili yaşam şekline neden kendi karar veremiyor da onun üzerinde
karar alıcılar var?
Bu konuyla
birlikte ikinci çok konuşulan konudan bahsetmek istiyorum. Yine bir Twitter kullanıcı;
baş örtülü kadınların Anıtkabir’e gitmesini eleştirmiş, bunun üzerine baş
örtülü kadınlar Anıtkabir’e gittikleri fotoğrafları paylaşıyorlar.
Evet baş
örtülü kadınlar Kemalist zihniyetten çok çekti. Yıllarca sosyal hayattan ve
eğitim hayatından dışlandı. Ağır bedeller ödediler. Bunlar da kadınlara
Kemalizm üzerinden yapıldı. Bugün aynı kadınların çocukları Anıtkabir’i ziyaret
ediyor, Atatürk’e bağlılıklarını sunuyor. Bu da yarı bir konu olarak
incelenmeli elbette. Ama yine aynı yere gelmek istiyorum. Baş örtülü
kadına ne yapması gerektiği birileri
tarafından söylenmemeli.
Dindar
sakallı bir genç alkol aldığında sorun yok ama baş örtülü bir kadın aldığında
dünya alt üst oluyor. Buna bu kadar anlam yüklemeye gerek var mı?
Baş örtüsü
üzerinden kadınların hayatları kısıtlanıyor bence. Zaten evde, sokakta kadınlar
bir sürü baskıyla karşı karşıya bir de toplumun içine karıştığında baş örtülü
olma ayrıcalığı yükleniyor üzerine.
Bence baş
örtülü kadınları sekülerler ve dindarlar rahat bırakmalı. İsteyen örtebilir ve
örtüye göre istediğini yaşayabilir. Kadına rol biçilmesini ve kadın üzerinden
birilerinin tahakküm kurmasını kabul etmiyorum.
Kadınların
daha özgür ve kendilerine ait bir hayatı yaşayacakları günlerde buluşmak üzere
diyorum.
24 Haziran 2024 Pazartesi
PARK ORTASINDA ÜSTELİK SURİYELİ VE TAHİYATTA
online şiir portalı grunge poetry'de yayınlanan şiirim
https://grungepoetry.com/2024/06/14/park-ortasinda-ustelik-suriyeli-ve-tahiyyatta-zeynep-karaca/
bir fotoğraf karesini, bir gerçek kesit
olarak anlatmaya başlıyorum
Suriyeli dört kişi, biri imam kırmızı kapşonlubiri çocuk sağa selam vermiş biri de çocuk henüz sola selam vermiş
biri yetişkin baba mı amca mı bilmem
sadece imama inanmış bir yetişkin
yeryüzü mescit evet başka bir ülke kıble
nerede Allah nerede tapılacak park
böyledir inanmak, üzerine yağan
bombadan kaçtığında bile
bir yol kenarında bir tahiyyat
kırmızı kapşonlu imam
selam verecek yerle bir olmuş vatanı için
selam verecek mülteci yaşadığı için
selam verecek dünyanın parayla çevrilen
çarkları onu da öğüttüğü için
bir selam daha verecek
tek ümitse bu leş çağında burası
allahı biraz daha alımlayarak
öyle protest öyle yalnız öyle yol kenarı bu park
son nefeste Allah için alınmış nefes gibi
diri ve o nefes gibi korku dolu nefret
otomobiller duymuyor evet sağır otomobiller
geçenler görmüyor evet mülteciler görülmez
eller şimdilik kırılan dizlere ait
eller şimdilik hayata öfke Allah’a muhtaç
ağaç yanı başlarında mevsim sonbahar
gölge bile istenmez bu mevsimde hayattan
çocuklar ki, yaşamı tanımadan bulmuşlar Allahı
o yüzden bırakılmaz o Allah yarın da
öyle bir selam, öyle bir tahiyyat öyle bir
ağaç tablosu
öyle vatansız, öyle mülteci, öyle çağın vahşeti
kimse tanımıyor bu imamı, iki çocuğu ve bir yetişkini
Allah’a sadece sığınarak park ortası yalnızlığı
emin evet sadece bir şeyden emin imam
üzerinde kırmızı kapşon hem mülteci hem de bu çağda üç inananından
ağlamaklı bir fotoğraf değil
belki havaya sıkılmış bir yumrukta değil
sadece park ortasında Allah’a sunulan performans
kimse burayı puanlayamaz hiç kimse
Allahsa belki verir belki vermez bir muallakta
ŞEYLER VE BAZI ANLATILAR
ŞEYLER VE BAZI ANLATILAR Hikaye anlatmaya neden ihtiyaç duyarız. Bunu metinsel bazda düşünmeden önce; insan ilişkilerinde ele alalım mese...
-
İslami camiada “sinema bir şenlik” midir? İslami camianın en bilinen iş adamları derneği olan MÜSİAD’dan dikkate değer bir o kadar da şaş...
-
SAYIKLAMALAR Köydeyim, İstanbul’dan bir hayli uzak bir köy burası. Karadeniz köylerine en azından fotoğraflardan aşinasınızdır. Muhteşem...
-
SAYIKLAMALAR VE BAZI ŞEYLER Saatler boyunca, başka saatleri bekleriz diyordu Cioran, sahi haklı değil mi? Ömrümüz bir bekleme odası değ...